Necm Suresi (Yıldız) سُورَة النجم

Necm Suresi, Kur'an'ın 53. suresidir ve Mekke'de indirilmiştir. 62 ayetten oluşur ve Allah'ın vahyi, Peygamber Muhammed (s.a.v.)'e indirilen vahiy ve putperestliğin yanlışlıklarını ele alır.

Sure Necm (Yıldız) — سُورَةُ النجم

وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ ١ i

53:1

Yemin olsun inip çıktığı zaman yıldıza/fışkırıp çıktığı zaman çimene/süzülüp aktığı zaman Ülker Yıldızı´na/aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır ağır gelene, (1)

أَفَتُمَارُونَهُ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ ١٢ i

53:12

Onun gördüğü şey hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz? (12)

إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ ١٦ i

53:16

O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre´yi kuşatıp saran, (16)

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَىٰ ١٨ i

53:18

Yemin olsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü. (18)

إِنْ هِيَ إِلَّا أَسْمَاءٌ سَمَّيْتُمُوهَا أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍ ۚ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْأَنْفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدَىٰ ٢٣ i

53:23

Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir. (23)

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِنْ بَعْدِ أَنْ يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَرْضَىٰ ٢٦ i

53:26

Göklerde nice melekler var ki, şefaatleri hiçbir işe yaramaz. Allah´ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna. (26)

إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلَائِكَةَ تَسْمِيَةَ الْأُنْثَىٰ ٢٧ i

53:27

O âhirete inanmayanlar, meleklere mutlaka dişilerin adlarını takarlar. (27)

وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ ۖ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا ٢٨ i

53:28

Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hiçbir şey kazandırmaz. (28)

فَأَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلَّىٰ عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا الْحَيَاةَ الدُّنْيَا ٢٩ i

53:29

Bizim zikrimizden/Kur´an´ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir. (29)

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدَىٰ ٣٠ i

53:30

Onların, ilimden ulaşacakları şey işte budur. Kuşkusuz, yolundan sapmış olanı Rabbin çok iyi bilir. Hidayet üzere yürüyeni de en iyi O bilir. (30)

وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ أَسَاءُوا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى ٣١ i

53:31

Göklerde ne var yerde ne varsa Allah´ındır. Bu, Allah´ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir. (31)

الَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ إِلَّا اللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنْشَأَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ وَإِذْ أَنْتُمْ أَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَىٰ ٣٢ i

53:32

Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O´dur: Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O´dur. (32)

أَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰ ٣٥ i

53:35

Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor? (35)

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ ٣٦ i

53:36

Yoksa haber verilmedi mi ona, Mûsa´nın sayfalarındakiler? (36)

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ٣٨ i

53:38

Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz. (38)

وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ ٣٩ i

53:39

Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur. (39)

ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَىٰ ٤١ i

53:41

Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir. (41)

وَأَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَىٰ ٤٥ i

53:45

Hiç kuşkusuz, iki çifti, erkeği ve dişiyi yaratan O´dur; (45)

وَأَنَّ عَلَيْهِ النَّشْأَةَ الْأُخْرَىٰ ٤٧ i

53:47

Hiç kuşkusuz, o ikinci oluşum da O´nun işidir. (47)

وَأَنَّهُ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ ٤٨ i

53:48

Hiç kuşkusuz, zenginlik veren de O´dur, nimete boğan da... (48)

وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَىٰ ٤٩ i

53:49

Hiç kuşkusuz, Şi´ra yıldızının/şuurlanmanın Rabbi de O´dur. (49)

وَأَنَّهُ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَىٰ ٥٠ i

53:50

Hiç kuşkusuz, daha önceden gelmiş olan Âd´ı helâk etti. (50)

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ ٥٢ i

53:52

Daha önce de Nûh kavmini. Çünkü onlar, evet onlar zulmettiler, azdılar. (52)

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ ٥٥ i

53:55

Peki, Rabbinin nimetlerinden hangisinde kuşkuya düşüyorsun? (55)

لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللَّهِ كَاشِفَةٌ ٥٨ i

53:58

Onu Allah´tan başka kaldıracak/uzaklaştıracak yok. (58)

فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا ۩ ٦٢ i

53:62

Artık Allah için secdeye kapanın, ibadet edin/iş yapıp değer üretin! (62)