Müddessir Suresi (Örtülen) سُورَة المدثر

Müddessir Suresi, Kur'an'ın 74. suresidir ve Mekke'de indirilmiştir. 56 ayetten oluşur ve Peygamber Muhammed'in (O'na selam olsun) gerçeği iletme çağrısını ve gerçeği reddedenlere yapılan uyarıyı anlatır.

Sure Müddessir (Kapanan) — سُورَةُ المدثر

كَلَّا ۖ إِنَّهُ كَانَ لِآيَاتِنَا عَنِيدًا ١٦ i

74:16

Hayır, iş sanıldığı gibi değil! O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi. (16)

فَقَالَ إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ ٢٤ i

74:24

Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil." (24)

وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ ٣١ i

74:31

Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir. (31)

لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ ٣٧ i

74:37

Sizden, öne geçmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen için. (37)

كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ ٣٨ i

74:38

Her benlik kendi kazandığının bir karşılığıdır. (38)

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ ٤٣ i

74:43

Cevap verdiler: "Namazı/duayı yerine getirenlerden değildik." (43)

فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ ٤٨ i

74:48

Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati. (48)

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ ٤٩ i

74:49

Ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden yüz çeviriyorlar? (49)

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُنَشَّرَةً ٥٢ i

74:52

İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin. (52)

كَلَّا ۖ بَلْ لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ ٥٣ i

74:53

Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, âhiretten korkmuyorlar. (53)

كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ ٥٤ i

74:54

Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür. (54)

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَىٰ وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ ٥٦ i

74:56

Ve onlar, Allah´ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O´dur. (56)